| |
asa onların elinde olabilir miydi, asa'yı tutan yoksa bir tutunamayan maydı? ama
şu kesindir ve keskin bir bıçağın teni yaladığı gibidir. ZARİFOĞLU tezat bir
halet-i ruhiye içinde deprem de yıkılacak gibi dursa da yıkılmayacağını göstermiştir
fakat bunu nasıl yaptığını bilemiyoruz... bu şey gibidir hem güçsüz o oranda
da bir kedi kadar yırtıcıdır... O hep ÜŞÜDÜ...
|
|
|
|
| |
toprağın gerindiğini duyar
ve gülden yapılmış evlerde
yarasalar bozuk bir saate bakar gibi
yüzünün civarlarında sensiz
yaşlanırlar
beton bir iz bırakır taze yılanın karnında
bir şarkı iz bırakır
harcına bulut katıldığında
ben ayakaltını gördüm ona
yüz sürdüm
ağladılar
ve deryalar aynı limanda
ve dil taşıyan her han kapısında
karışarak sonsuzca atlara adamlar
|
|
|
|
| |
Söz sihirdir. Sözü söyleyebilen "asa"yı elinde tutar. Sözü söyleten, asayı da verir.
|
|
|
|
| |
Yorgundur iğreti ipinden deste
Çözüldüğü sahra niçin benim düşlerim olsun
Eklemlerimi böylesine durgun kılan alçıdan
Avucunda öğretimin kırık dişi,
Niçin uyuduğumdan böylesine öç alsın.
Oysa bilincim değil midir ki
Yükseldikçe bir kelebeğin kanadında seyirttiği tüm ölü kaslarıyla, en asil buharı
Dingin ve kayıp bir savaş meydanının? asa ölümü gizlediği sürece ben in elindedir...
|
|
|
|
| |
Ş İ İ R
Bu yazdıklarım bana ait değil,
Benden gelir, lakin kaynağı ben değilim.
Saçılıp, dökülürken kelimeler sağa sola,
Ben de şaşar kalırım bu acayip duruma.
Şiir, şiir dedikleri bu çağlayan mı yoksa?
Kaynayan kazanlardan taşan dökülen çorba,
Nedir ya ilahi!, kaynağı bu himmetli servetin ?
Kimdir esas sahibi, şu nurlu kelimelerin ?
|
|
|
|
| |
| sakallaında
bir çöl düşü barındıran bır bilge kişidir zarifoğlu cahit. belki
de kendimizi bilmekten korktugumuzdan dolayı onu bu kadar anlaşılmaz
buluruz. zira o bizi anlatıyor. asa elden ele dolasıyor dün
musa'daydı bugün sizin kuytunuzda saklı... |
|
|
|
| |
|
asa evelce musa a.s de idi.
simdi ise asa kimde. eger sıratı müstakimdeyseniz asa herbirerinizin
elindedir. onunla yolunuzu tayin edebilirsiniz. asa, suara
suresinde buyuruldugu üzere müslüman şairlerde ama hikmetli
söz sahiplerindedir. A.C.Z ise bu tasniftendir. asa onun elindeydi
1987'ye kadar. ama asa yine onu takip edenlerdedir. saygılarımla.
sütunların kaderi hep arada
kalmaktır.onun için dengeyi sağlayan da sütundur. üst ve altı
kontrol eden de o dur.sütunların elinde öyle bir şey var ki
o olmadan ayakta kalamazlar. sanki o şeye dayanarak ayakta
tutuyor ve tutuluyor.işte o şey ASA dediğimiz ve herbirimizin
hudutlarını farklı ve muhtelif şekillerde tasvir ve tarif
ettiğimiz , herbirimiz açısından farklı algılanan şeydir.ASA
işte böyle bir durumda toplumun şiir damarını ayakta tutan
candamarıdır diyebiliriz.
|
|
|
|
| |
| zarifoğlu
bilmenin peşinde miydi acaba? bilmek gururunu okşar insanın.
kelimeler gönlünde kaydıraktı onun. bilmenin ötesinde oynuyordu
o şiiri. o yüzden pamukhelvası tadında. düşünsenize o misket
oynarken ya da asasını tahta at yapmışken asasını bilmek umrunda
olur mu şairin? ey uçsuz bucaksız ruh! ne çok özlüyorum seni
bilsen. |
|
|
|
| |
| zarif
ve şair bir güzel insan. tutulan bir asa her zaman için yol
gösterici olmayabilir. ama ışıgı olana sanki bir kutup yıldızı
gibidir. |
|
|
|
| |
| asa;
elini yüreğine koymuş, hayatı garip yaşayan ve yüreğiyle yazan
elsizlerin ellerindedir. |
|
|
|
| |
| beni
zarif çoban olmaya zorlayan çılgın delikanlı mısralar... |
|
|
|
| |
| Şahin
Uçar'ın 'Şiir Hikmettir' sözünü üste koymuşuz ve yazmışız: 'Asa
kimin elinde' Önemli mi? Şiir hikmetse Şair Zarifoğlu'dur. Çünkü
Zarif'tir. Aciz'dir. Ahmet'tir. Cahit'tir.. Konuşmayacak mıyız?
Konuşacağız. Altı ay sonra... 'Suyu biz böyle geçeriz / Bizi
afet sanırlar.' |
|
|
|
| |
| asa
bir an altında bacakları titreyen titredikce yüküne sinende
bu anları birbirine ulastıramayanda... |
|
|
|
| |
| 'kanaryanın
sarı ve sarsılmaz sesi kesildiğinden beri, âsa da yok ortalarda.
hani ara sıra kulağımıza "serçe" sesleri değmiyor
da değil. öz bahçemiz kurudu, "şebeke suyu" da ulaşamıyor
buralara.neyleyelim; "gitti haznedar/ hazine kaldı (biz
gibin) sarhoşlara".. |
|
|
|
| |
| |